EYLÜL 2010- İSTİHDAM RAPORU

Hazırlayan- Ali E Bilgin 

ÖZET

Eylül 2010 İstihdam Raporumuz, krizin ‘ekonomik çöküş’e dönüştüğü Eylül 2008 ile Eylül 2010 dönemleri arasında istihdamdaki (ve işsizlikteki) değişimi ve genel eğilimi ortaya koyan bir araştırma. İktisatçı Ali E. Bilgin’in katkısıyla hazırlanan araştırmamıza göre, gerçek işsiz sayısı Eylül 2008 döneminde 4,5 milyon iken, Eylül 2010 döneminde 5,2 milyona ulaştı. Böylece ‘ekonomik çöküş’ döneminde kitlesel işsizliğe eklenen ‘yeni işsiz’ sayısı 704 bin 100 kişi oldu. Araştırmaya göre, istihdam ve işsizlikte belirgin hale gelen başlıca eğilimler şöyle:

* Ekonomik çöküş döneminde, iş bulmak için emek piyasasına dahil olanların sayısı arttı. Kadınlar, iş bulmak için emek piyasasına eskiye göre çok daha fazla katıldılar. Eylül 2008 döneminde emek piyasasındaki erkek-kadın oranı şöyleydi: Erkek % 76 kadınlar %24. Ama ekonomik çöküş sürecinde bu eğilim alt üst oldu. Şöyle,

Ekonomik çöküş döneminde emek piyasasına dahil olan toplam 1.984.700 kişinin,  861.400'ü erkeklerden 1.123.300'ü kadınlardan oluştu. Yani krizin derinleştiği dönemde emek piyasasına dahil olan her, 100 kişinin 43'ü erkek, 57'si kadınlardan meydana geldi.

* Eylül 2008 döneminde toplam istihdam içinde erkeklerin oranı yüzde 74 kadınların oranı yüzde 26 idi. ‘Ekonomik çöküş döneminde ise istihdam edilenlerin sayısı toplam sayısı 1 milyon 280 bin kişi oldu ve bunların 433 binini erkekler 850 binini kadınlar oluşturdu. Böylece kriz döneminde istihdam imkanı bulan her 100 kişinin 34'ünü erkekler 66'sını ise kadınlar oluşturdu. Kadınların daha çok istihdam edilmesinin nedenini düşük ücret, güvencesiz istihdam olarak varsaymak mümkün. Kadın istihdamının nispi olarak artması sosyal mücadele ve sendikal harekete dinamizm katacak bir unsur olarak değerlendirilebilir.

RAPORU YÜKLEMEK İÇİN TIKLAYIN

EKONOMİK KRİZ İSTİHDAM VE İŞSİZLİK YAPISINI DEĞİŞTİRDİ

TÜİK,  geçtiğimiz hafta Eylül 2010 işsizlik verilerini açıkladı. Eylül verileri 2008-2009 krizi ile karşılaştırma yapmamıza imkân vermesi nedeniyle önemli. 2008-2008 dünya kapitalist sisteminin krizinin derinleşmeye başladığı Ağustos-Eylül 2008'den bu yana 2 yıl geçti. Kriz kendisini sanayi üretiminin düşmesi, üretim kapasitesinin daralması, GSMH'nın küçülmesi ve işsizliğin kitlesel hale gelmesiyle gösterdi. Bu “yüzey göstergeler”in arka planında sermaye birikiminin tıkanması var ki bu da kendisini şirket “bilanço karlarının” gerek hacim, gerekse oran bakımından daralmasıyla gösterdi.

Şirket bilançoları açıklandığında ve ekonominin tümünün yatırım hacmine ilişkin veriler elde edildiğinde, işsizliğin durumunu sermaye birikimi ekseninde değerlendirme imkanı bulacağız.

Ekonominin yüzeye yansıyan göstergelerine bakıldığında 2009 yılının Eylül-Aralık döneminden sonra, 'toparlanma'nın başladığı görülüyor. GSMH, sanayi üretimi, kapasite kullanımı, tarımsal üretim vb, kriz öncesi yıl olan 2007 yılının seviyesine ulaştı. 2010 Eylül döneminde de ekonomideki 'toparlanma' artarak devam etti.

Bu nedenle, Eylül 2010 dönemine ilişkin işsizlik verilerinin yayınlanması bize ekonomik çöküşün başlangıcındaki dönemle karşılaştırma yapmaya imkânı sağladı. Okuyucu, bu raporda, “şaşırtıcı rakamlar” yerine önümüzdeki dönemin emek sürecine ilişkin ipuçlarını bulabilirse, rapor amacını yerine getirmiş olacak.

Yöntem ve kaynağa ilişkin zorunlu not:

TÜİK’in yalnızca sosyal istatistikleri değil, ekonomik istatistikleri de çelişkili, tutarsız yapıya sahip. Bu yalnızca, istatistik yöntem sorunlarından kaynaklanmıyor.

TÜİK istatistik yöntemlerini sık sık değiştirdiği gibi, yöntem değişikliğine gitmeden daha önce açıkladığı iktisadi ve sosyal verilerini (özellikle zaman serileri) değiştiriyor. Bu durum, uzun vadeli eğilimlerin ortaya konulmasına ciddi bir engel oluşturuyor. Bu konuda en iyi örnek TÜİK’in işsizlik ve istihdam verileri. TÜİK, 2008 yılında tamamlanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemini (ADNKS)  gerekçe göstererek 1988-2007 yıllarını içeren işsizlik ve istihdama ilişkin zaman serisini geçersiz ilan etti.

2009 yılından itibaren işsizlik ve istihdam verilerini ADNKS’ye uygun olarak yayınlamaya başladı. Ve 2005-2007 yıllarındaki işsizlik verilerini ADNKS’ye uyarladı. Bu durum, uzun vadeli eğilimlerin ortaya konulması ve analiz yapılmasını engellediği gibi eski seriye, dayanarak yapılan analizleri de büyük ölçüde geçersiz kıldı.

Diğer yandan güvenilir olmasa da işsizlik ve istihdama ilişkin yıllık ve bütün sektörleri kapsayan kullanılabilir başka bir kaynak yok, Türkiye’de. İşsizliğin doğrudan muhatabı olan sendikalar işsizlik ve istihdamla ilgili kendi örgütlü oldukları işyerleri ve sektörlerle ilgili dahi ‘veri üretmek’ zahmetine girmiyorlar. İşsizliğe ilişkin “görüş” açıklayan, sendikaların da TÜİK verilerine alternatif seriler üretmemesi, tam tersine TÜİK verilerini baz almaları, durumun ciddiyetini göstermesi bakımından öğretici kabul edilebilir. İşsizliği ve ücretleri ve diğer sosyal verileri abartarak (çoğu kez de bozarak) kullanan sendikaları, bilimsel araştırmalar kaynak ayırmak ve gerekli kadroları istihdam etmemek rahatsız etmiyor.  Aynı eleştiri üniversiteler için de söylenebilir.

SAV istihdam ve işsizlik serisinin oluşturulması için, TÜİK işsizlik ve istihdam verilerinden başka elde kullanılacak malzeme yok. Uzun dönemli ve güvenilir seriler elde etmek için dahi kaynak yine TÜİK verileri. Bu nedenle, TÜİK resmi verileri üzerinden, istihdam ve işsizlik analizlerini sürdürmeye devam ediyoruz. TÜİK verilerine ilişkin belirttiğimiz bu genel mahzurları gidermek, için bir dizi hesaplama yaparak, 2005-2010 zaman serisini 1988-2007 dönemini içeren zaman serisi ile uyumlu hale getirmeye çalıştık. TÜİK’in, İSO’nun, DPT’nin istihdamla ilgili güncel serileriyle karşılaştırmalar yaptık. Hesaplamalar aylık veya kısa dönemli rakamlar üzerinden değil, mevsimlik etkileri en aza indirmek için 12 aylık ortalamalar alınarak yapıldı.

Sonuçların (ve rakamların) istihdam ve işsizliğe ilişkin net sonuçları değil, eğilimleri ortaya koyduğunu dikkate almak gerekir.

 

7 başlıkta ekonomik krizde istihdam ve işsizliğin temel eğilimleri

-Eylül 2008 dönemi ile Eylül 2010 dönemi-

1-Nüfus artışı ve emek piyasası  

Eylül 2008'den Eylül 2010'a Türkiye nüfusu 1.624.600 kişi artarken, emek piyasasına ilk kez katılanların sayısı bu iki yılda 1.721.300 kişi oldu.

 

2-Krizin yarattığı toplam işsiz sayısı yaklaşık 700 bin

Krizin derinleşmeye başladığı dönemde, (2008 Eylül ayının dahil olduğu 12 ay ortalaması) resmi işsiz sayısı 2,4 milyona gerçek işsiz sayısı 4,5 milyona ulaşıyordu.

2 yıl sonra, günümüzde (2010 yılı Eylül ayın da dâhil olduğu 12 aylık ortalama)   resmi işsiz sayısı 3,1 milyona, gerçek işsiz sayısı 5,2 milyona ulaştı. Bu verilerden hareketle, kriz döneminde işsiz kalanların sayısının ortalama 704 bin100 kişi olduğunu söyleyebiliyoruz.

 

3-Emek piyasasına 2 milyon kişi eklendi

Eylül 2008 döneminde, emek piyasasına dahil olan emekçi sayısı, toplam 25,6 milyon kişiydi. Günümüzde emek piyasasındaki toplam emekçi sayısı 27,6 milyona yükseldi. Böylece iki yılda, emek piyasasına dahil olan yeni emekçi sayısı 1.984.700 kişi oldu. Bu iki milyonun (yukarıda belirttiğimiz gibi) 1.721.300'ünü emek piyasasına yaşı nedeniyle ilk kez dahil olan genç nüfus oluşturuyor.

Geriye kalan 263 bin kişi ise, emek piyasasından daha önce çekilmiş kişilerden meydana geliyor. Kriz derinleşmeden önce bu 263 bin kişi, emek piyasasına dahil değildi. Öyle anlaşılıyor ki kriz koşulları nedeniyle bu 263 bin kişi, krizin yol açtığı şartlar nedeniyle emek piyasasına dahil oldu.

 

4-Gerçek işsiz sayısı 5 milyonun üzerinde

Eylül 2008’de gerçek işsiz sayısı 4,5 milyon iken günümüzde (Eylül 2010 döneminde) 5,2 milyona ulaştı. Krizin başlangıcında (TÜİK’in işsiz olarak tanımladığı) bizim “Resmi İşsizler” olarak adlandırdığımız işsizlerin ana gövdesinin sayısı, 2,4 milyon iken, günümüzde 3,2 milyona yükseldi. Böylece kriz süreci, işsizler ordusuna sayısı 708 bin olan kitlenin eklenmesine neden oldu.

Gerçekte bu sayının 700 binin üzerinde olduğunu, sanayi istatistiklerine, işletme başına düşen işçi sayısındaki değişime, Türkiye İş Kurumu istatistiklerine ve sendikalı işçi sayısındaki azalmaya baktığımızda ileri sürmek pekala mümkün.

Ekonomide depresyon tamamen sona erse ve toparlanma düzeyi artsa bile  -işçi sınıfının ve toplumun diğer kesimlerinin kitlesel basıncının olmadığı koşullarda veya siyasetin bu basınçla hareket etmediği halde- işsizlik 5 milyon eşiğinin altına inmeyecektir.

Neden?

İki temel nedenden söz edebiliriz. Kapitalist ekonominin rekabet yasaları, işletmelerin istihdamını sınırlaması yönünde baskı yaparken, kamu (devlet) da mali kaynakları istihdamı genişletmek için kullanamayacak. Bu iki temel doğrultuya, demografik genişleme, iç ve uluslar arası göçün sosyal dalgaları da eklenecek. Kısacası depresyon sürecinde oluşan ek 700 bin işsizin, önümüzdeki dönemde massedilmesi mümkün görünmüyor.

Somut olgular

Soruna somut olgular ekseninde yakından bakalım:

a-Ekonomik kapasite, her yıl emek piyasasına ilk kez dahil olan yeni emekçilere iş yaratamıyor. Her yıl emek piyasasına ilk kez dahil olan, genç emekçilerin sayısı ortalama 850 bin kişi. Oysa kriz derinleşmeden önceki son 4 yılda ekonominin yıllık istihdam kapasitesi ortalama 400 bin kişiydi. Yani ekonomik çöküş olmadan önceki dönemde dahi, ekonomi, emek piyasasına ilk kez dahil olanların yaklaşık yarısın massedebiliyordu.

b-Kriz dönemlerinden işsizler ordusuna eklenen işsiz sayısı, daha sonraki yıllarda ekonomi tarafından massedilemiyor. Örneğin 2001 krizinden önce 2.100.000 olan gerçek işsiz sayısı, 2001 ekonomik çöküşünden sonra, 4 yıl içinde yaklaşık 2 milyon artarak 4.200.000'e çıktı.

c-Kriz koşullarının yol açtığı ağır sosyal sonuçlar, daha önce emek piyasasına dahil olmayan ev kadını, öğrenci gibi kesimlerle, emeklilerin de olanların piyasa girmelerine neden oldu.

d-Kırdan göçün devam etmesi, yabancı göçmen işçiliğin canlı olması, iç pazardaki (Türkiye) emek piyasasındaki emekçi sayısını artıran bir diğer unsur. Göçmenlerin hepsinin iş bulamıyor veya iş bulsalar da belli bir süre işsiz kalıyorlar.

5-Krizde kadınların emek piyasasına, katılımı arttı

Kriz koşullarının en önemli sosyal boyutlarından birisi, kadınların iş bulmak üzere, daha önce olmadığı ölçüde, iş piyasasına dahil olması. Yukarıda kriz döneminde emek piyasasına (yaşları nedeniyle ilk kez dahil olanlar hariç) 263 bin kişinin dahil olduğunu belirtmiştik.

Soruna daha yakından bakalım: 2004-2007 yıllarını içeren dönemde emek piyasasına dahil olan her 100 kişinin 73'ü erkek 27'si kadınlardan meydana geliyordu (2004-2007 döneminde, Türkiye'de emek piyasasına her yıl ortalama 488 bin kişi eklendi. Yıllık 488 bin kişinin, 353 bini erkeklerden, geriye kalan 135 bini kadınlardan oluşuyordu.)

Eylül 2008 döneminde ise emek piyasasındaki erkek-kadın oranı erkekler lehine, nispi olarak değişmişti: Erkek % 76 kadınlar %24. Ama kriz sürecinde bu eğilim alt üst oldu. Bu eğilimi aşağıda irdeliyoruz.

 

Kriz döneminde kadınların emek piyasasına ‘ilgisi’

Kriz döneminde emek piyasasına yeni dahil olanların büyük kısmını kadınlar oluşturdu. Şöyle; kriz döneminde emek piyasasına dahil olan toplam 1.984.700 kişinin,  861.400'ü erkeklerden 1.123.300'ü kadınlardan oluşuyor. Yani krizin derinleştiği dönemde emek piyasasına dahil olan her 100 kişinin 43'ü erkek, 57'si kadınlardan meydana geldi. Sonuç çok barizdir: “Kriz kadınların emek piyasasına her zamankinden daha fazla dahil olmasına neden olmuştur.” Ama bunların hepsi iş bulamamış ve iş bulamadıkları için emek piyasasını terk etmemiş, iş aramaya devam etmişlerdir. Bu durumu, izleyen bölümde ele alıyoruz. Kuşkusuz kriz döneminde kadınların emek piyasasına daha fazla dahil olması toplam sayısı 25,5 milyona ulaşan toplam emek piyasasındaki erkek çoğunluk dengesini değiştirmiş değil. Ama kadın oranını, nispi olarak artırdı.

Bu sonuç AKP kadınları eve kapattı gibi önyargıların mesnetsiz olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor: Olgulara baktığımızda, kapitalizmin yasalarının, hurafelerden, ön yargılardan ve AKP’den çok daha güçlü olduğunu görmüş bulunuyoruz.

 

6- Kadın ve erkek ayırımında işsizlik

Ekonomik çöküş sürecinde kadın işsizliği nispi olarak azaldı

Ekonomik çöküş döneminde, işsiz sayısı 4,5 milyondan 5,2 milyona çıkarken çöküş döneminin yol açtığı işsiz sayısı 704 bin 100 kişiye ulaştı. Bu sayının 430 bin 800'ü erkeklerden, geriye kalan 273 bin 200'ü kadınlardan oluşuyor.

Gerçek işsizlik oranı kadın ve erkek toplamında Eylül 2008’de yüzde 17 iken, yüzde 19'a çıktı. Gerçek işsizlik erkeklerde yüzde 14,6'dan yüzde 16,2'ye yükseldi. Kadınlarda ise yüzde 25,6'dan 25,4'e geriledi.

Erkek işsizliğin artması, emek piyasasına yeni dahil olan erkek emekçilerin daha az kısmının iş bulabildiğini gösteriyor. Kadın emekçilerde işsizlikteki nispi azalma ise, emek piyasasına yeni dahil olan kadın emekçilerin, erkeklere göre daha fazla iş bulabildiğini ortaya koyuyor.

Bu sonucun emek süreci, sendikalar, kadın hareketi açısından sonuçları önemli. Bu aşamada şu noktalardan sözedilebilir:

a-Toplam istihdam içindeki kadın payı artmakta. Gerçekten de toplam istihdam içindeki kadın payı, 2 puan artarak yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseldi.

b-Kadınlar artık işgücüne daha fazla katılıyor. Kriz başlangıcında kadınların işgücüne katılım oranı (İKO) yüzde 24 iken, kriz sonrasında yüzde 27’ye yükseldi.

c-Kadın istihdam artışı, özellikle kentlerde belirgin durumda. Kırlarda her iki dönem sonunda istihdam artışı,  383 bin olurken kentlerdeki istihdam artışı, 466 bin düzeyinde gerçekleşti.

TABLOLAR

 

TABLO 1: Türkiye (kadın+erkek) istihdam ve işsizlik

(Bin kişi)  (12 Aylık ortalamalar)

 

Eylül 2008

 

Eylül 2010

 

Artış

Artış oranı %

Kurumsal olmayan sivil nüfus

69.515,7

71.140,3

1.624,6

2,3

15 ve daha yukarı yaştaki nüfus

50.604,3

52.325,7

1.721,3

3,4

İşgücü

23.506,8

25.495,8

1.989,1

8,5

İstihdam edilenler

21.059,0

22.339,3

1.280,3

6,1

İşsiz

2.448,0

3.156,5

708,5

28,9

İşgücüne katılma oranı        %

46,4

48,7

2,3

 

Resmi işsizlik oranı        %

10,5

12,4

2,0

 

Gerçek İşgücü 

25.585,4

27.570,1

1.984,7

7,8

Gerçek işsiz

4.526,7

5.230,8

704,1

15,6

Gerçek işsizlik oranı %

17,7

19,0

1,3

7,2

 

TABLO 2: Türkiye (Erkek) istihdam ve işsizlik

(Bin kişi)  (12 Aylık ortalamalar)

 

Eylül 2008

Eylül 2010

 

Artış

Artış oranı %

Kurumsal olmayan sivil nüfus

34.483,8

35.299,8

816,0

2,4

15 ve daha yukarı yaştaki nüfus

24.821,7

25.691,9

870,3

3,5

İşgücü

17.334,2

18.203,1

868,9

5,0

İstihdam edilenler

15.575,8

16.006,8

431,0

2,8

İşsiz

1.758,3

2.196,3

438,0

24,9

İşgücüne katılma oranı        

69,8

70,9

1,0

1,5

Resmi İşsizlik oranı        

10,2

12,1

1,9

18,9

Gerçek İşgücü 

18.227,3

19.089,0

861,7

4,7

Gerçek işsiz

2.651,4

3.082,2

430,8

16,2

Gerçek işsizlik oranı %

14,6

16,2

1,6

11,0

 

TABLO 3: Türkiye (Kadın) istihdam ve işsizlik

(Bin kişi)  (12 Aylık ortalamalar)

 

Eylül 2008

Eylül 2010

 

Artış

Artış oranı %

Kurumsal olmayan sivil nüfus

35.032,0

35.840,3

808,3

2,3

15 ve daha yukarı yaştaki nüfus

25.782,6

26.633,5

850,9

3,3

İşgücü

6.172,6

7.292,8

1.120,2

18,1

İstihdam edilenler

5.482,9

6.332,6

849,7

15,5

İşsiz

689,7

960,3

270,6

39,2

İşgücüne katılma oranı        

23,9

27,4

3,5

14,4

Resmi İşsizlik oranı        

11,2

13,2

2,0

18,0

Gerçek İşgücü 

7.358,1

8.481,4

1.123,3

15,3

Gerçek işsiz

1.875,2

2.148,9

273,8

14,6

Gerçek işsizlik oranı %

25,6

25,4

-0,2

-0,7