TÜRKİYE'Yİ SINIF GERÇEĞİYLE ANLAMAK

“TÜRKİYE’Yİ SINIF GERÇEĞİYLE ANLAMAK:

Türkiye’de Sınıfların Algılanışı, Temsili, Sınıf Çalışmaları Ve Sınıf Kavramının Kullanımına Bakış”

Toplumu anlamanın anahtarı: İşçi sınıfı

21 Kasım 2005 -  Nurettin Öztatar - Evrensel

Sosyal Araştırmalar Vakfı’na (SAV) bağlı olarak çalışmalarını yürüten Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi (TÜSAM) ilki geçtiğimiz yıl yapılan ‘Sınıf Çalışmaları Sempozyumu’ nun ikincisi yapıldı. ‘Türkiye’yi sınıf gerçeğiyle anlamak’ konulu ‘Türkiye’de sınıfların algılanışı, temsili, sınıf çalışmaları ve sınıf kavramının kullanımına bakış’ alt başlığıyla düzenlenen sempozyum Gülhane’deki eski Darphane binasında gerçekleştirildi. İşçi sınıfı üzerine yapılan çalışmaların sunulduğu sempozyumda konuşmacılar, bir taraftan genel olarak toplumu anlamanın yöntemi üzerine konuşmalar yaparken, diğer taraftan bu anlama çabasının ‘olmazsa olmazı’ olan son yıllardaki direniş ve eylemleri, bu eylemleri yapanların dilinden ve onların algısıyla dinleme fırsatı buldu.

Sempozyumun açılış konuşmasını Nail Satlıgan yaptı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden bir grup öğretim görevlisi tarafından yapılan işçi profil araştırması, birçok yönden ülke genelini de yansıtan bir özellik taşıması dolayısıyla oldukça ilgi çekiciydi. Eskişehir’de işçilerin ekonomik, sosyal yapısı ve sorunlarını belirleme amacıyla yapılan araştırmanın sonuçları, toplumu anlamanın yöntemini de göstermesi açısından önemliydi. Son yıllarda örneklerini görmeye başladığımız bu tür alan araştırmalarının önemli bir boşluğu doldurmasının ötesinde, toplumu anlama çabasına da önemli katkılar yaptığı ortada.

Direnişin gösterdikleri

Tülin Öngen’in sunuşunda belirttiği bir ‘zorunluluğun’, yani toplumu anlamanın ancak sınıf gerçeğini, tarihselliğiyle birlikte ele alarak mümkün olabileceğinin görülmesi de bir bakıma bu tür araştırmalarda daha net görülebiliyor. Eskişehir Paşabahçe işçilerinin aktardıkları deneyim içiçe geçmiş bir çok sorunun yeniden ele alınması fırsatını verdi. Sendikal rekabet, işçilerin birbirleriyle ilişkisi, sendikal yapının yaşadığı sorunlar ve özellikle taşeron-kadrolu işçi ayrımının mücadeleye etkilerine ilişkin söylenenlerin sınıf hareketiyle ilgilenenler açısından birçok öğretici unsur içermekteydi. Sempozyumun belki de en önemli işlevi de bu noktada ortaya çıktı. İşçi sınıfı üzerine araştırmaları bilimsel faaliyetinin merkezine koyan bilim insanlarının ulaştığı sonuçlar ve tezlerinin, doğrudan işçiler tarafından anlatılan mücadele deneyimleriyle harmanlanması ve bir bakıma ‘sınanması’. Bu harman, ‘çalışıp didinip, sonunda duvara toslamama’nın olanaklarını da sundu.

Oy verenlerin yapısı

Yüksel Akkaya ve Atilla Göktürk’ün son yerel seçimler öncesinde Mersin genelinde yaptıkları araştırma da önemli gelişmelere işaret etmesi bakımından önemliydi. Mersin örneğinden hareketle, sınıfların yerel seçimlerde nasıl bir tutum takındığı, yaygın olarak bilindiği hali ile kişilere mi yoksa sınıfsal açıdan sorunlarına çözüm getireceğini düşündüğü yere mi yöneldiğinin sorgulandığı araştırma, Mersin’in demografik yapısıyla birleştiğinde ülkenin de bir fotoğrafını yansıtabilecek verilere sahipti. Örneğin ağırlıklı olarak Kürt, Türk ve Araplardan oluşan bir nüfusa sahip olan ilde, sınıf bölünmesinden farklı ayrımların varlığı araştırmayı daha da ilginç hale getiriyor. Yerel seçimlerde Emek Barış Demokrasi bloğuna oy verenlere bakıldığında etnik köken kadar işçi ağırlığının varlığının ortaya çıkması aslında hiçte beklenen bir sonuç değildi. Araştırma, SHP çatısında seçime giren Blok’un aldığı oyların etnik kökeni ne olursa olsun daha çok işçilerden geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın yapılması sürecinde gerek Akkaya ve Göktürk’e yönelik baskılar; gerekse anket çalışmalarını yapan öğrencilerin gözaltına alınarak araştırmanın engellenmeye çalışılması, bu tür çalışmaları yapanlar açısından da önemli bir zorluğa işaret ediyor.

--------------------------------------------------------------------------------

SEMPOZYUMDA SUNUŞLAR

Sempozyumun birinci gününde üç oturum gerçekleştirildi. Çerçeve sunuşunu Tülin Öngen’in yaptığı birinci oturumda üç sunuş gerçekleştirildi. ‘Marksist sınıf kavramının ve sınıf analizinin ayırt edici özellikleri’ başlıklı sunuşu Tülin Öngen yaptı. ‘İşçi sınıfının kapsamının belirlenmesinde bazı marksist yaklaşımlar ve bu yaklaşımların temel politik sonuçları’ başlıklı sunuş ise F. Ülkü Selçuk tarafından yapıldı. Ahmet Salih Aktaş tarafından yapılan son sunuş ise ‘Sınıf analizleri ve sınıf şemaları: Türkiye örneğine ampirik yaklaşım’ başlığıyla yapıldı. Çerçeve sunuşunu Asuman Türkün’ün yaptığı ikinci oturumda planlanan 4 sunuşun üçü yapıldı. Cahide Sarı tarafından yapılması planlanan ‘Ankara’da atık kağıt işçilerinin deneyimine bakış’ başlıklı sunuş, Sarı’nın katılamaması nedeniyle yapılmadı. Demokrat Parti dönemi Türk sinemasını konu edinen ‘Türk sinemasında sınıfların temsili: Dönemsel bir inceleme’ başlıklı Aslığan Doğan Topçu tarafından hazırlanan tebliğ ise, Topçu’nun yazılı olarak ilettiği tebliğin okunması şeklinde sunuldu. Sempozyumun ilk gününün son oturumunda ise ‘İşçi hareketinden güncel deneyimler’ tartışıldı. SEKA deneyimi, 16 Haziran tersane işçileri yürüyüşü, Eskişehir Paşabahçe işçilerinin deneyimi ve Floret Tekstil deneyimi, bu eylemleri yaşayanlar tarafından anlatıldı.

YÜKSEL AKKAYA

Bir tek cümle ile TÜSAM’ın sempozyumu anlatılabilir mi? Bilemiyorum. Ancak, ilk günkü oturumların ilkini izlerken yüreğimden geçen duyguyu aklımın düşünceye dönüştürdüğü “şey” şu oldu: sermayenin parası varsa, bizim de yüreğimiz var…

Bir kez daha, biraz gecikmeli de olsa (!), düştük yollara. Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (TÜSAM) düzenlediği sempozyuma katılıp, umudumuzu yenilemek, coşkumuzu artırmak için…

Vardık ve gördük ki, TÜSAMcılar yine iyi, güzel bir iş yapmışlar. Öyle olduğu için bir hafta sonunda salon doldu, geç saatlere kadar da öyle kaldı. Bu türden toplantıları izleyenler bilir, genelde boş ve ilgisiz geçer. Örneğin Mayıs ayında Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, TMMOB ve TTB gibi ülkenin köklü kurumlarının düzenlediği “özelleştirme” gibi hayati önemdeki bir toplantıya katılanlar, kurum temsilcilerinin sayısına bile ulaşmamış, salon boş kalmıştı. Bu hafta sonu gördük ki, genç TÜSAMcılar emeklerinin karşılığını da almışlardır. Zira, salon, coşkusunu, umudunu, heyecanını yitirmemiş eskiler kadar ve onlardan çok gençler ile dolup taşarken, toplantılara, konuşmalara yönelik ilgi de yoğun idi. İlk günkü toplantıda saat 18:30’da salonun hala ilk saatlerdeki heyecan ve kalabalık ile tartışmaları izlemesi bunun en önemli kanıtı olsa gerek.

TÜSAM, bu sempozyumlarla sınıf mücadelesinde önemli mevzi savaşlarının başarısının kanıtı olarak varlığını göstermekte, büyük bir mücadele için, işçi sınıfı adına umut vermektedir. Böyle olduğu için de sınıf mücadelesinin sadece işyerlerinde, sokaklarda değil, bu dolu ve ilgi gören salonlarda da sürdüğünü göstermektedir. Zira, bu sempozyumlar ve onlara gösterilen ilgi sınıflar arasındaki mücadelede, akıntıya karşı kürek çekenlerin inadını, coşkusunu, umudunu gösteriyor, deneyimlerini paylaşarak, onları zenginleştirip, çoğaltıyor. Dün ile bugünü, farklı ama anlamlı deneyimleri birleştirip, bir büyük zenginlik olarak yarına ışık taşıyor, umut taşıyor, coşkusunu artırıyor.

Sempozyumların ikincisini düzenleyen TÜSAM, bu yıl “Türkiye’yi sınıf gerçeğiyle anlamak” istiyor, “Türkiye’de sınıfların algılanışı, temsili, sınıf çalışmaları ve sınıf kavramının kullanımına bakış”ı sorguluyordu. Kuşkusuz, bunları bir sempozyum ile “halletmek” mümkün değil, ancak tartışmak ve anlamak için oldukça önemli. Yurdun dört bir yanından olmasa da pek çok kentinden katılımcının bu sempozyumu önemseyerek, gelmeleri de bunun önemli bir göstergesi olsa gerek.
Sempozyumdaki tebliğleri ve içeriklerini burada dile getirmeyeceğim. Çünkü, bunları değerlendiren gazete yazıları çıktı. Ben daha çok, bu sempozyumların önemi ve anlamı üzerinde durmak istiyorum.

Sempozyum açılışlarının, bir gelenek olarak, işçi sınıfına emeği geçenlere yaptırılması bir kadirşinaslık olmanın ötesinde, bir emeğe saygı da. Bu nedenle çok önemli. Geçen yıl Tülin Öngen’in yaptığı açılışı, bu yıl Nail Satlıgan yaptı. Her iki açılış konuşmacısının seçimini anlamlı bulduğumu belirtmek isterim. Umarım bu sempozyumlar devam eder, böylece pek çok emek yanlısı insan, sadece baskı, sindirme ile değil, bu türden “taltiflerle”, “onur veren” davranışlarla da karşılaşır. Şimdilik, iki açılış konuşmacısının akademisyenlerden oluşmasını belki, bir entellektüel faaliyet olarak “hoş” görelim, ama, bundan sonra ki sempozyumlara, akademisyenlerin dışından da açılış konuşmacılarının davet edilmesini dileyelim.

Bu sempozyumun, güzel yanlarından biri işçi sınıfına emek verenleri de anmak oldu. Bir ilk, başlangıç olarak, oturumlardan biri, “ İşçi sınıfının sosyal gerçekliğine bakmak: saha araştırmalarından örnekler” oturumu, “yakın” zamanlarda kaybettiğimiz İlyas Köstekli’ye adanmıştı. İlyas Köstekli, çalışmaları ile bunu hak etmiş bir emek yanlısı araştırmacı, sendika uzmanı, emekçi idi. Belki, diğer oturumlar da bu türden bir anmayı hak etmiş başka kişilere de adanabilirdi. Örneğin Zehra Kosava, Şoför İdris, vb. Sadece “kaybettiklerimize” mi? Hayır, bugün sembol olmuş, yaşayan genç, yaşlı emekçilere de bazı oturumları adayıp, bugünden onlara olan saygı göstermek ne güzel olur.

Pek çok olanaksızlığı, zorluğu aşarak bize umut veren, coşkumuzu artıran TÜSAMcılara gösterdikleri emek için borcumuz var. Umudunu, coşkusunu yitirmemiş, gelecekten umutlu olarak gelip salonu dolduran “kıdemli” gençler ile “kıdemsiz” gençlere borcumuz var. Zira her ikisi birbirini besleyerek, bir kar topu gibi, bir suya düşen taşın yarattığı halka gibi çoğalıyorlar. Bir de, emek sarf edip, bu sempozyuma katılan konuşmacılara borcumuz var. Kuşkusuz, hiçbir “komplekse” kapılmadan bu sempozyumda yerini alan siyasal yapılara da borcumuz var. Borçlarımızın çoğalması dileği ile, “sermayenin parasına karşı, bizim de yüreğimiz var” dedirten herkese teşekkürler.

Bu emeğin daha sonra bir kitap olarak somutlaşması da bir başka önemli kazanım. Zira, bugün kitapçıların raflarını dolduran kitaplar daha çok sermaye yanlısı. Bu nedenle, işçi sınıfının, sınıf mücadelesinin bir parçası olarak ihtiyaç duyduğu moral kazanımlardan biri olarak, raflardaki emek yanlısı kitap çeşidini artırıp, sonra da hızla bunları “tüketmek” gerekiyor. Geçen yıl yapılan sempozyumun bir kitap olarak raflarda yerini alması, sınıf mücadelesi cephesinde, önemli bir mevzi “savaşı”nın da başarı ile yerini getirildiğini gösteriyor. Çoğalmaları dileği ile…


1 ) www.sendika.org bu gazete haberlerini bir dosya adı altında toplayarak, sempozyum ile ilgili bilgi ihtiyacını giderebilir diye düşünüyorum. Bunu da bir dilek olarak iletiyorum.
2 ) Bu sempozyumları ve bu kadirşinaslıkları önemseyen biri olarak, bu teklifimde ısrarlı olacağımı belirteyim. Zira, TÜSAM’ı TÜSAM yapan güzel davranışlardan biri idi bu. Her oturumun bir işçiden akademisyene, siyasetçiye adanmasından daha anlamlı ve güzel bir şey olmasa gerek.
3 ) TÜSAMcılara ayrıca teşekküre gerek yok, zira bu yazı onlara bir teşekkür yazısı.

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=3851


 

ÇAĞRI

Tüsam olarak geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz sempozyumda işçi sınıfının sosyal gerçekliğindeki değişimi ve sınıf hareketindeki arayışları temel eksen yapmıştık. Hem bu sempozyum oturumlarında hem de sonrasında gerçekleştirdiğimiz çeşitli toplantılarda gördük ki sınıfın sosyal gerçekliği kadar sınıf kavramının kendi tarihsel serüveni de tartışılması ve üzerine çalışılması gereken önemli bir konudur.

Siyasi akımların sınıf ayrımlarını ve mücadelesini görmemekte hemfikir oldukları ve sınıfsız, kaynaşmış bir ulus mitinin geniş kesimlerce paylaşıldığı bir süreci yaşamaktayız. Sosyal bilimler alanında sınıf kavramının pek de itibar görmemesinin yanı sıra sosyal, siyasal, kültürel yapımızı sınıflar ekseninde anlamak ve çözümlemek yönündeki eğilim oldukça zayıftır. Dolayısıyla bu temalar ekseninde yapılmış çalışmaların ülkemizde tanınması, tartışılması ve paylaşılmasının Türkiye sınıf araştırmaları açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz. Bu düşüncemizi paylaşan ve sempozyum programımızın gelişimine her düzeyde katkıda bulunmak isteyenlerin bizimle temas kurmasını bekliyoruz.

Buradan hareketle Türkiye’nin toplumsal tarihi içinde dünden bugüne; sınıfların varlığı, analizi, temsili ve algılanması gibi sorun alanlarının çerçevesini belirlediği “sınıf” kavramının kendi gelişim seyrini izleyebileceğimiz bir sempozyum tasarladık. Bu bağlamda aşağıdaki başlıklarda hazırlanacak tebliğlerin sunulacağı bir program için katkılarınızı bekliyoruz: 

ü     Farklı dönemlerde ve farklı öznelerce yapılan sosyal sınıf analizlerinin değerlendirilmesi, tartışılması;

ü     Sosyal bilimler alanında sınıfların konu edildiği çalışmaların değerlendirilmesi, sosyal bilim alanında sınıf kavramının varlığı, kullanım biçimleri, temsili vb. çalışma alanlarındaki değişim;

ü     Siyaset alanında sınıfların temsili, siyasi yapıların sınıf algıları, söylemlerinin sınıfsal analizi vb.;

ü     Kültürel çalışmalar bağlamında sınıfların değerlendirilmesi, sınıfların kültürel temsil biçimleri;

ü     Medyada sınıf algısı, sınıfların  temsili;

ü     Sanat ve edebiyat alanında sınıfların temsili, işleniş biçimleri;

ü     Kitlesel sporlar ve sınıf ilişkisinin değerlendirilmesi.

Birinci Sempozyumumuzda yoğun bir şekilde emek çalışmaları alanında yapılmış saha çalışmaları sonuçları yer almıştı. Bu tür çalışmalara özel bir önemi olduğunu düşünerek her sene sempozyum konusu ne olursa olsun, bir oturumumuzu yeni yapılmış olan ve henüz sunulma olanağı bulamamış saha araştırmalarına ayırmaya karar verdik.  Bundan dolayı 2004 ve 2005 yılları içinde yapılmış saha araştırmaları için Sempozyumumuzda bir  oturum düzenlenecektir.

Sempozyum 19 - 20 Kasım tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecektir.  Sempozyuma bildiri sunmak isteyenlerin 15 Eylül 2005 Tarihine kadar  en az 400 kelimelik bildiri özetlerini ve iletişim bilgilerini içeren kısa özgeçmişlerini  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır veya Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır e-posta adreslerine msword dosyası olarak göndermeleri gerekmektedir.

 *Sempozyum Danışma Kurulu bildirilerin sempozyumda sunulup sunulamayacağı konusunda gerekirse bildiri sahiplerinden 30 Eylüle kadar ek metinler isteyebilir.

PROGRAM

Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi (TÜSAM)

II.Sınıf Çalışmaları Sempozyumu:

“Türkiye’de Sınıfların Algılanışı, Temsili, Sınıf Çalışmaları Ve Sınıf Kavramının Kullanımına Bakış”

Birinci Gün

1.OTURUM: Marksist Sınıf Yaklaşımı (10.30 - 13.30)

“Marksist Sınıf  Kavramının ve Sınıf Analizinin Ayırt Edici Özellikleri”

Tülin Öngen

 

“İşçi Sınıfının Kapsamının Belirlenmesinde Bazı Marksist Yaklaşımlar ve Bu Yaklaşımların Temel Politik Sonuçları”

F. Ülkü Selçuk

“Sınıf Analizleri  ve Sınıf Şemaları: Türkiye Örneğine Ampirik Yaklaşım”

Ahmet Salih Aktaş

 Soru-Cevap

Öğle Yemeği Arası

İlyas Köstekli* anısına...

2.OTURUM: İşçi Sınıfının Sosyal Gerçekliğine Bakmak: Saha Araştırmalarından Örnekler**

Çerçeve Sunuşu          

Asuman Türkün                                                                  

Hatice Kurtuluş

“2000’ler Türkiye’sinde İşçi SınıfınınDeğişim Dinamikleri:  Sosyolojik Bir Değerlendirme”

Nadir Suğur

“İşçi Profil Araştırması:Eskişehir Örneği"                     

Zühtü Altan                                       

Deniz Kağnıcıoğlu

Yener Şişman

Zerrin Sungur

“Yerel Yönetimler ve Sınıfsal Tercihler” 

Yüksel Akkaya

Atilla Göktürk                                          

“Türkiye’de İnformal Alanın Gelişme Dinamikleri: Ankara’da Atık Kağıt İşçilerinin Deneyimine Bir Bakış                                                      

Cahide Sarı                                                                                                              

Soru Cevap

 

3. OTURUM:İşçi Hareketinden Güncel Deneyimler

Çerçeve Sunuşu

Yüksel Akkaya

“SEKA Deneyimi”  Seka işçisi

Necati  Altıntoprak      

“16 Haziran Tersane Yürüyüşü”      

Limter-iş Sendikası

aşabahçe İşçileri  Anlatıyor:Hayır Diyebilenlerin Öyküsü        

Yasemin Özgün - Çakar

Berfin Kumru Emre   

Çağdaş Ceylan                                                                                              

“Flornet Tekstil Mücadele Deneyimleri”

Ercan Atmaca

Neşe  Kürekçier   

Soru cevap

18:00 Kokteyl

 

İkinci Gün

 

4. OTURUM: Türkiye’yi Sınıf Gerçeği İle Anlamak(1) (10.30 - 13.00)

Çerçeve Sunuşu                 

Mehmet Türkay

 “1980 Sonrası Uygulanan Vergi Politikalarının Sınıfsal

Karakteri”                                       

Özlem Tezcek/ Ferimah Yusufi Yılmaz      

“1960’lı Yıllarda Sınıf Mücadeleleri      

Gürçağ Tuna

“Türkiye’de Kapitalizmin Dönemlendirilmesi Üzerine Alternatif Bir Çerçeve Denemesi”                            

Koray Yılmaz                                                              

"Türkiye'de Sol (1960 - 1980): Hangi Sınıfın Solu ?"

Ergun Aydınoğlu

Öğle Yemeği Arası

5. OTURUM: Türkiye’yi Sınıf Gerçeği İle Anlamak(2)

“Türkiye’de Sosyal Bilimlerde Sınıf”

Asuman Türkün                   

Hatice Kurtuluş                                     

“Bölüşüm Siyasetinden Kimlik Siyasetine: Türkiye’de Kent Siyasetinin Sınıf  Merkezli Bir Analizi”  

Tarık Şengül

“2.Dünya Savaşı Sonrası Sosyal Politika’nın Oluşumunda İşçi Sınıfının Rolü”          

Murat Metinsoy

Soru Cevap 

6.OTURUM: Medyada, Sanatta ve Kitlesel Sporlarda Sınıfın Görünümü, Algılanışı

Çerçeve Sunuşu                              

Sungur Savran                                                      

“Medya Çalışanlarının Sınıf Algısı  ve Gerçeği”    

Atilla Özsever                                                                                          

“Türk Sineması’nda Sınıfların Temsili: Dönemsel Bir İnceleme”     

Aslıhan Topçu               

“Ulus, Sınıf, Roman: Yakup Kadri  Romanları’nda Sınıf Görünümleri”      

Yılmaz Yücel                

“Türkiye’de Futbol ve Sınıf Bilinci”           

Gürkan Öztan

17:10- 17:55 Soru Cevap

18:00 Kapanış


 
*Yakın zamanda kaybettiğimiz sendika uzmanı İlyas Köstekli Türkiye işçi sınıfı araştırmalarında önemli yeri olan Petrol-iş yıllıklarının  mimarı, emek hareketinin entelleküel dünyasının önemli bir kaybıdır.