Küresel Kapitalizmin Tarihsel Sınırı ve İşçi Sınıfının Anatomisi

 

Hasan Oğuz

Scala Yayıncılık

Ocak 2001
 

SUNUŞ

İnsan da tıpkı diğer canlılar gibi her şeyden önce son derece basit bir hedefe sahiptir: Yaşamını sürdürmek. Bir canlı türü olarak ise o, kendisi de bir parçası olduğu doğanın  içindeki bu “yaşam mücadelesinde” biri güçsüzlüğünden diğeri ise “doğal” yeteneklerinden ortaya çıkan iki güçlü olanağa sahiptir; toplu halde yaşama zorunluluğu ve doğanın kendi yasalarını anlayarak ve bu yasaları uygulayarak doğayı kendi yaşamını kolaylaştıracak / iyileştirecek biçimde “değiştirme” yeteneği...

Ve insanlık tarihi de bir açıdan bakıldığında bu iki olanağın kendi içsel gelişmelerinin ve ilişkilerinin tarihi oldu; insanlık tarihini anlamak için bir yandan toplumu, toplumun iç ilişkilerini, diğer yandan ise bu analiz temelinde bu toplumun doğa karşısındaki konumunu diğer bir deyişle doğa üzerindeki etkinliğinin düzeyini ve biçimlerini analiz etmek gerekiyordu. Teknoloji, Din, Sanat, İdeoloji, Bilim,  v.b. insanlık tarafından üretilen ne varsa sadece ve sadece bu iki olanağın ve ilişkilerinin analizi ile açıklanabilir olgular oldu.

Diğer yandan insanlık tüm dönemlerde daha iyi yaşam özlemini dile getirdi. Gerçekten “İyi”nin tanımı ve içeriği, tüm gelişim tarihi boyunca değişti ve esas olarak zenginleşti. İnsanlığın toplumsal ilişkileri ve doğayla ilişkisi karmaşıklaştıkça “iyi”yi açıklamak için birçok kavram daha kullanıldı. Bu zenginleşmeye karşın tarihin belirli bir anında “iyi”nin kendisi de hep tartışıldı.

İster yanında olunsun ister karşısında durulsun herkes tarafından kabul edilen bir gerçek vardır; insanlık tarihini yorumlamak ve “daha iyi bir yaşam” özlemini “toplumsal bir projeye” dönüştürmek açısından Marksizm’den daha bütünlüklü ve tüm dünya insanlığını etkileyen bir teori üretilmedi. Marksizm toplumun ilişkilerini, toplumu oluşturan sınıfların ilişkileri olarak anlıyor; doğa üzerindeki etkinliğin düzeyinin ve biçiminin bu sınıflarla olan ilişkisini de toplumların gelişiminin motoru olarak görüyordu. İnsanlığın yaşamının yeniden üretimini, bu üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki ilişkinin tarihi olarak ele alıyordu. “Daha iyi bir yaşam” sınıfların ortadan kalkmasını içermeliydi, kapitalizm bu olanağa sahip değildi, kapitalizm üretici güçlerin gelişimini engellediği bir aşamaya gelmek zorundaydı, bu aşamaya vardığında da tıpkı kendisinden önceki toplumsal yapılar gibi yok olacaktı; işte bu aşamada bir tür olarak insanlığın tarih öncesi aşaması bitecek ve insanlığın gerçek tarihi başlayacaktı.

Tüm dünyada son yirmi yıldır yaşanan gelişmeler sonucunda ise bugünün toplumunun yöneten tarafında yer alanlar tarafından aşağıdaki söylem yükseltildi. Kapitalizm, bırakınız üretici güçlerin gelişmesini engellemeyi, teknolojiyi son derece geliştirerek yeni bir toplumun temellerini kendi iç yasalarını koruyarak atabilmişti; artık bilgi toplumu vardı. Ek olarak bu toplumda Marksizm tarafından geleceği şekillendirmenin temel gücü olarak görülen işçi sınıfının varlığı da giderek azalıyordu. Marksizm’in emek değer teorisinin de doğru olmadığı kanıtlanmıştı.

Artık tarihin sonuydu ve bir toplumsal sistem olarak kapitalizm kendi sınırlarını aşmış ve ebedi bir sisteme dönüşmüştü. Zaten Marksizm’i uyguladığını iddia eden tüm devletler de, ya bu iddialarından vazgeçmişler ya da yıkılıp gitmişlerdi. Kapitalizmin zaferi ve üstünlüğü kesindi.

Hasan Oğuz, Marksizmin geleceği oluşturmakta temel güç olarak gördüğü sınıfın içinden gelen bir aydın olarak, tüm bu söylemlerle deyim yerindeyse boğuşuyor, sınıfına ve Marksizm’e olan saldırılara, bazen biraz hırçınca bazen zorlamalarla olsa da savaş açıyor. Fakat kesin bir gerçek var, o, “daha iyi bir yaşam”a olan özleminden ve insanlığa olan inancından bir adım dahi geri atmıyor.   

Sosyal Araştırmalar Vakfı olarak biz, bu tür araştırmaları desteklemeyi temel amaçlarımız arasında görüyor ve özellikle ülkemiz araştırmacıları tarafından yapılan araştırmaları çok daha fazla önemsiyoruz.

Hasan Oğuz’a çok yoğun bir emek içeren bu araştırması için teşekkür ediyor ve bu çalışmanın “daha iyi bir yaşam” yolunda önemli bir adım olmasını, yeni çalışmalara kaynaklık etmesini diliyoruz.

Saygılarımızla

Sosyal Araştırmalar Vakfı 

Yönetim Kurulu