Daha Çok Onlar Yaşamalıydı

Nail V. Çakırhan

Scala Yayıncılık

Mayıs 1999 

Ciltli

Önsöz: Rasih Nuri İleri

 

NAİL V. VE SANAT TELÂKKİSİ

Nail V, der ki: "Ben hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var" sözü ile 17 milyonu zencirden kurtaran sanatkârın sanatına hayranım.

Genç nesil Türk şairleri arasında en şayanı dikkat görülenlerden biri de Nail V. dir.

Burada onun şiir sanatından ve sanat telâkkisinden bahsetmeden önce, mensup olduğu sanat platformunu incelemek daha uygun olacaktır.

Nail bugün otuz yaşını aşmış nesle mensuptur.* Bundan dolayı mensup olduğu nesil (sanat telâkkisi itibariyle) en çok Nâzım Hikmet ve İlhami Bekir neslidir.

Aruz vezninin iflâsından sonra hececiler de uzun müddüt tutunamadılar. Serbest nazımcıların muvaffakiyetli hamlelerinden sonra ise onların faaliyeti hemen hemen ikinci plâna geçti. Esasen aruz vezni, biz istesek de, istemesek de, ortadan kalkıp gidecekti. Onu şiir dünyamızdan söküp atan, birkaç hececi şairin gayreti değil, hayatın ta kendisi idi. Yüzü temamen yeni ve zihniyete çevrilen ve bunun neticesi olarak da kendi bünyesinden Şark'a ait ve eski devrin yadigârı olan eskimiş unsurları tasfiye eden hayatın, aruzu muhafaza etmesi nasıl istenebilirdi?..

NAİL V. VE SANAT TELÂKKİSİ

Nail V, der ki: "Ben hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var" sözü ile 17 milyonu zencirden kurtaran sanatkârın sanatına hayranım.

Genç nesil Türk şairleri arasında en şayanı dikkat görülenlerden biri de Nail V. dir.

Burada onun şiir sanatından ve sanat telâkkisinden bahsetmeden önce, mensup olduğu sanat platformunu incelemek daha uygun olacaktır.

Nail bugün otuz yaşını aşmış nesle mensuptur.* Bundan dolayı mensup olduğu nesil (sanat telâkkisi itibariyle) en çok Nâzım Hikmet ve İlhami Bekir neslidir.

Aruz vezninin iflâsından sonra hececiler de uzun müddüt tutunamadılar. Serbest nazımcıların muvaffakiyetli hamlelerinden sonra ise onların faaliyeti hemen hemen ikinci plâna geçti. Esasen aruz vezni, biz istesek de, istemesek de, ortadan kalkıp gidecekti. Onu şiir dünyamızdan söküp atan, birkaç hececi şairin gayreti değil, hayatın ta kendisi idi. Yüzü temamen yeni ve zihniyete çevrilen ve bunun neticesi olarak da kendi bünyesinden Şark'a ait ve eski devrin yadigârı olan eskimiş unsurları tasfiye eden hayatın, aruzu muhafaza etmesi nasıl istenebilirdi?..

Aynı hayat hamlesi bugün hece veznini de yavaş yavaş tasfiye yoluna gitmektedir. Mayakovski'nin sanatından mülhem olduğu söylenen tarzdan sonra Orhan Veli, Bedri Rahmi, İlhan Berk, Cahit Saffet gibi gençlerin de heceyi terketmeleri ve yepyeni bazı örnekler vermeleri bunu gösterir.

Serbest nazım, bugün, sürat ve makine kelimeleriyle ifade edilebilecek olan XX'nci asır medeniyetinin malıdır, denebilir. Nail'in şekil meselesi hakkındaki düşünceleri aşağı yukarı şöyle hulâsa edilebilir.

"Sanatta şekilden ziyade muhtevaya ehemmiyet vermek  elzemdir. Vezin ister serbest, ister hece veya hattâ ister aruz olabilir. Yalnız, nasıl ki, dünün el tezgâhlariyle bugünün makine endüstrisinin ihtiyaçlarını karşılamıya imkân yoksa, daha başka bir deyimle Beethoven'in sonatlarını tek telli bir saz, çatlak sesli bir zurna veya şişirilmiş bir davulla çalmak ne kadar imkânsız ise, bugünkü emniyetin aşkını, ıztırabını, iç mekanizmasını aruz ve hece ile ifadeye çabalamak da o kadar gülünç olmaktadır. Serbest nazım bu ihtiyaca çok cevap verebildiği için esastır.

Burada bir noktanın daha izahını yapmak lâzımdır. Bugün Türkiye'de Nâzım Hikmet, İlhami Bekir ve Nail V. gibi şairlerin elinde olgunlaşan serbest nazmı ilk defa Mayakovski'nin kullandığı ve bundan dolayı da bizimkilerin onu kopya ettikleri söylenmektedir. Bir kere şunu hatırlamak gerektir ki, serbest nazım yalnız bizde değil, bütün medenî memleketlerin inkılâpçı muhitlerinde en geniş rağbeti bulmuş bir tarzdır. "Türk serbest nazmı, Mayakovski'den veya her hangi bir yabancı şairden ilham veya kuvvet almış olabilir. Fakat bu adamlar olmasalardı Türkiye'de serbest nazım doğmıyacaktı demek yersiz bir iddiadır." Cemiyetin muayyen bir inkişaf merhalesinde eski kalıpların rağbetten düşmesi ve yeni bünyeye uygun kalıpların aranması ve kullanılması pek tabiîdir.

Burada inkılâpçı Türk şiirinin yapmak istediklerini şöylece toplıyabiliriz:

a) Eski ölçü ve kıymetleri hırpalamak.

b) Gelen veya vaadedilen hayatın yeni ölçü ve kıymetlerini söylemek.

c) Yeni bir ifade tarzı, teknik yeniliği yaratmak.

Nail'in şiir çalışması bu ölçü içinde mütalâa edilmelidir. O, bu hususta cidden güzel örnekler vermiş bulunmaktadır. Şiirlerinde derin bir lirizma bulduğumuz Nail fil dişi kula sanatkârı değildir. Bu hususta ona sorarsanız der ki: "Benim için sümüklü bir böcek gibi kendisini kendi kabuğu içine hapsetmiş, acaip bir mahlûktan her şey çıkar, bir sanatkârdan başka." Ve şunları da ilâve eder: "Bana ilâhî ve semavî aşk besteleri yumurtlıyan Tagore'un sakalına tüküreyim. Zaten içinden çıkamadığım bir davayı derunundaki siyah güneşe müracaat vecizesi ile büsbütün Arap saçına çeviren bilmem hangi herifin dilini eşek arısı soksun. Ben, hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var sözü ile 17 milyonu zincirden kurtaran sanatkârın sanatına hayranım."

Nail'in bütün sanat adamlarından beklediğini onun şu sözü ile hulasa etmek mümkündür: "Sayın sanatkârlardan işitilmemiş sözler, görülmemiş yenilikler, rastlanmamış vakalar değil, iki kere iki dört eder katiyetiyle geniş kitlelerin derdine çare ve ilâç verecek sanat eserleri bekliyoruz."

*Nail 1910 da Muğla'nın Ula nahiyesinde doğmuştur. İlk ve Orta tahsilini Muğla'da, liseyi Konya'da bitirmiştir. Orta mektep ve lise sıralarında Kervan ve Halka Doğru vesaire gibi mecmualar çıkarmış, sonra İstanbul'a gelerek bir müddet Tıp Fakültesinde okumuş, daha sonra büsbütün yazı hayatına atılmıştır.

Hüsamettin Bozok; SERVETİFÛNUN No: 2266-581

HOŞ GELDİN

 

Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
           omuz başımızdaydı boşluğun...

Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik,
Gözledik...

Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
           taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...

Hoş geldin.
Yerin hazır.

Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM......

1931 Ocak

 *Bir yıl süren Muğla ayrılığı dönüşünde Nâzım Hikmet tarafından Nail V. için yazılmıştır.

YAKTIM; BÜTÜN GEMİLERİ

 

Artık benim; 

        ne bir köşeye konmuş, 

                 üç arşın bir kefenim;

     ne de sıcak

     bir yatakta 

           bekliyenim,

                       var...

  ne yar

        kaldı, ne diyar...

 

Dönmem, dönemem geri..

Yaktım, bütün gemileri,

           “Tarık bin Zeyyad” gibi..

 

Geçti otuz yaşım!

Ben

     geçen

bu otuz yaşın başında,

ne bu son artık heyhaat gibi

              kellemi kaşıyorum;

ne de dün için

           hasret taşıyorum!

Yaşıyorum

        bir gün için..

Dönmem, dönemem geri...

Yaktım bütün gemileri..

 

Nail V. Çakırhan