almanak 2004 ANALİZLERİ

SUNUŞ


SUNUŞ

Sosyal Araştırmalar Vakfı (SAV) olarak 2001 yılında başlattığımız ALMANAK projesi kapsamında 2001, 2002, 2003 yılı ALMANAK’larını yayımladık. Ek olarak ALMANAK’ların içeriğini, internet için tasarlanan biçimine göre şu anda ciddi eksiklikler taşısa da www.sav.org.tr ve www.almanak.net adreslerinden erişilen web sitelerimizde araştırmacılarımızın kullanımına sunduk.

2001 ile birlikte başlayan - Almanak projesinin doğmasına da neden olan –  bu yeni süreçte gerçekten herşey daha fazla kristalize oluyor. Gerek uluslararası gelişmeler, gerekse ülke içi gelişmeler; uluslar üstü ya da uluslar arası birliklerin, devletlerin, tüm sınıf ve tabakaların, gelişen olgu ve olaylar karşısında aldıkları tavırlarla hem niteliklerinin hem özlemlerinin hem de bakışlarının giderek daha fazla netleşmesine neden oluyor. Kısaca, saflar belirginleşiyor, ayrım çizgileri netleşiyor.

2004 yılı ALMANAK çalışmalarını başlatırken yaptığımız çağrıda; zamandizinleri, yıl analizlerini ve göstergeleri içeren ALMANAK’ların yanısıra, aynı proje kapsamında konu analizlerini içeren kitapları yayımlayacağımızı duyurmuştuk. Bu kitap aynı zamanda bu doğrultuda atılmış ilk adım anlamına geliyor.

Elinizdeki kitap, uzmanlarımızın, aydınlarımızın, partilerimizin 2004 yılında ön plana çıkan olay ve olgulara ilişkin analizlerini içeriyo

 

Analizleri altı alt bölümde topladık.

Birinci bölümde; genel ekonomik analizlere, sektörel değerlendirmelere ve TÜPRAŞ özelleştirmesinin analizine yer verdik.

2004 yılı, ekonomide birçok başarının olduğu bir yıl olarak ilan edilmişti. Ekonomi bölümünde, bu başarı, Gülten Kazgan’ın kaleminden uluslar arası politik ve ekonomik gelişmeler ekseninde varolan tehdit ve rizikolar açısından analiz ediliyor. İzzettin Önder, “hedefler, programlar, bütçeler ve imf ile ilişkiler”i tarihsel gelişimi içinde analiz ediyor ve uygulanan politikaları “yeni sömürgeleştirme politikaları” olarak niteliyor. Bankacılık Öztin Akgüç tarafından son derece titiz bir analize tabi tutuluyor. Ahmet Atalık; Türkiye tarımına yön veren unsurları ön plana çıkarırken, Bülent Falakoğlu; bu unsurların kıskacındaki Türkiye tarımını ve Avrupa Birliği’nin tarım politikalarını inceliyor. Bölüm, Sabrina Kayıkçı’nın petrolü, rafineri sektörünü ve TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesini içiçe incelediği bir yazı ile son buluyor.

İkinci bölümde; BOP (GOP), NATO, Ortadoğu, Filistin ve Terör sorgulanıyor. Haluk Gerger; ABD’nin ortadoğu politikalarını, ikinci dünya savaşından başlayarak analiz ediyor. Serpil Köksal; Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesine odaklanıyor. Semih Hiçyılmaz; İstanbul Nato zirvesini inceliyor. Aydın Cıngı, Filistin / İsrail sorununu ele alıyor. Temel Demirer; tarih boyunca değişik açılardan ve kimlikler tarafından yapılan Terör, Terörist tanımlarını derliyor ve kendi cevaplarına ulaşıyor. Fatih Polat yazısında; 11 Eylül sonrasında, ABD’nin, “ılımlı islam” politikası ile nurcuların politikaları arasındaki ilişkileri, siyasal islama ilişkin farklı sosyolojik çözümlemeleri ve güncel gelişmeleri inceliyor. İhsan Caralan ortaçağ karanlığına sarılan kapitalizmi yargılıyor.

Üçüncü bölümde Avrupa Birliği (AB), Kıbrıs ve Uyum Yasaları ile ilgili yazılar bulunuyor. Bölüm, 2004 ve 2005’te çok fazla kullanılacak olan bir kavramın; müzakerenin Batı ve Türkiye arasında yürütülme sürecini üç dönemde (1999 – 2002), (Kasım – Aralık 2002) (2003 – 2005)  analiz eden Hüsamettin Çetinkaya’nın yazısı ile başlıyor. Yüksel Akkaya, AB’nin çalışma ilişkilerini (sendikalaşma, ücretler, çalışma süreleri), ABD ve Japonya’nın çalışma ilişkileri ile karşılaştırarak analiz ediyor. Sezai Sarığlu; doğusu – batısı olmayan Kıbrıs’ı, Türkiye’nin ve Kıbrıs’ın sosyalistlerine görevler çıkararak, eleştirel – özeleştirel bir tutumla ama aynı zamanda edebi bir dille yazıyor.

Atilla Göktürk; kamu yönetimi “reform” paketini ele alırken, Kamil Tekin Sürek; Türk Ceza Kanunu’nu, Türkel Minibaş; sosyal güvenlik “reform”larını inceliyor. Asuman Türkün ise, teknolojik, ekonomik ve politik gelişmeler temelinde emek süreçlerini analiz ettikten sonra, iş yasalarındaki değişimleri gösteriyor; ev eksenli çalışan kadınların, dünyadaki ve ülkemizdeki örgütlenme deneyimlerini özetliyor.

Çevre – Kentleşme başlığı altında: İilk yazının girişinde Melda Keskin amacını net biçimde tanımlıyor: “Bu çalışmanın amacı, dünyadaki ilk örneği 2002 Ağustos ayında “iklimde adalet” kavramı ışığında açılan “iklim davaları”nın, 2004 yılı sonundaki durumunu gözden geçirmek ve Türkiye açısından yorumlamaktır.” İkinci yazıda İlyas Yılmazer; karadeniz kıyı yolu temelinde soruyor: Ulusal Servet Ovalarımızdan Sonra Şimdi de Kıyılarımız mı?

Demokrasi – İnsan Hakları bölümünde: Nevzat Onaran’ın; Amasya Protokolünde Ermeni ve Kürt sorununu, İsmail Sağdıç’ın Anadilde Eğitim ve Eğitim – Sen ilişkisini, Şaban Dayanan’ın ise 2004 yılı insan hakları değerlendirmesini yaptığı üç yazı bulunuyor.

Kültür  - Sanat bölümü; Ragıp Zarakolu’nun Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi adına hazırladığı 2005 Yılı Raporu ile başlıyor. Gülsüm Cengiz; “Çocuk Ve Gençlik Edebiyatı Alanında 2004’te Yapılanlar, Yapılmayanlar”ı analiz ediyor. Cengiz Gündoğdu; “Edebiyatta Pazar Sorunu”nu inceliyor ve kurtuluşun yolunu çiziyor: “Yalnız edebiyatımızı değil, insanı da, dünyayı da meta uygarlığından pazara gitmeyenler kurtaracak.” Adnan Özyalçıner, işçi edebiyat ilişkisini yazıyor. Sennur Sezer yazısıyla, “Türkiye coğrafyasındaki halkları kültürel bakımdan birbiriyle tanıştırmak” amacıyla organize edilen “Masalların Düğünü” etkinliklerini bir yandan kayıt altına alıyor; fakat diğer yandan yazısını bitirirken, hemen her etkinliğimizde ortaya çıkan bir zaafımıza dikkat çekiyor: “Masalların Düğünü, hem “küreselleşme” tehlikesinin hem kültürel yozlaşmanın  önlemi olarak önemli bir adımdı. Elbet arkası gelecek. Ne var ki, Demokratik Türkiye Girişiminin belirli bir tempoyu kazanamadığı da bir gerçek. Bu kazanamayışın en önemli nedeni, bir zamanlar Aziz Nesin’in Türkiye’deki bir grup aydının durumunu tanımlayışındaki gerçeğin hâlâ sürmesinde “Biz Titanik’teki orkestraya benziyoruz, bir yandan enstrümanlarımızı çalmaya, bir yandan gemiye dolan suları boşaltmaya çalışıyoruz.”

Son dönemlerde orkestranın bir bölümü kovayla denizden su taşımasaydı belki de müziğimiz daha iyi duyulurdu...”

Almanak’ın bu özel versiyonu; diğer şeylerin yanısıra aynı zamanda “işini iyi yapan bir orkestra” olması gereken partilerimizin 2004 yılında ön plana çıkan olayları içeren yazıları ile sonlanıyor.

Tüm yazarlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza, partilerimize teşekkür ediyor, kitabın toplumsal belleğimizin güçlenmesine, sömürüsüz, savaşsız bir dünya için; eşit, özgür, dayanışma içindeki insanlık için mücadele eden tüm insanların çabasına bir katkı olmasını diliyoruz.

Saygılarımızla

SAV YK

KAPAK