Sermaye Birikimi, Kalkınma, Azgelişmişlik

Kalkınma kavramının tuhaf bir sihri var gibi görünüyor. Bu kavram kullanıldığında sanki etrafa bir sihirbazın elindeki asadan yıldızlar saçılıyor gibi. Herkes bu kavramın sihri karşısında hayranlığa kapılıyor ve inanılmaz bir hızla büyüleniyor. Bu büyü öylesine etkili ki kalkınmayı talep etmeyen, savunmayan, istemeyen “doğal olarak” kalmıyor.

Hakim politik güçlerin yanı sıra çeşitli toplumsal, politik hareketlerin, muhalif sol pratiklerin ya da hakim kuramsal yaklaşımların yanı sıra eleştirel konum alışların dahi kalkınma kavramı etrafında örülmüş böylesi bir büyünün etkisinde kaldığı anlaşılıyor. Öyle ki muhalif analizlerin politika önerileri bile sonuçta onları muhalif oldukları güçlerle işbirliğine yönlendiriyor. 

Hâlbuki Marx’ın belki de en temel katkısı kapitalizmin ve kapitalizme ait kavramların doğal olmadığını, aksine tarihsel ve belirli bir toplumsal üretim tarzına ait olduğunu göstermesidir. Dolayısıyla Marx’ta kavramlar, örneğin kar, ücret, rant vb. gibi, içerikleri itibariyle genel algılayıştan farklıdır. Diğer bir deyişle Marx, genel kabule aykırı olarak, rant ile toprağı, ücret ile emek gücünü özdeşleştirmez, aksine toprağın rant, emek gücünün de ücret ile tanımlanmasına yol açan tarihsel toplumsal bir sistem olarak kapitalizmi sorunsallaştırır. Kalkınma kavramı da benzer biçimde, örneğin rant ve ücretin kapitalist sisteme ait kategoriler olması gibi gerçekte kapitalist sisteme ait bir kategori olarak düşünülmelidir. Bu bugünün toplumsal üretim sisteminin dayattığı bir zorunluluktur ve bu sistemin anlaşılması için de elzemdir.

 

ÖNSÖZ

 

 

Önsöz

Kalkınma kavramının tuhaf bir sihri var gibi görünüyor. Bu kavram kullanıldığında sanki etrafa bir sihirbazın elindeki asadan yıldızlar saçılıyor gibi. Herkes bu kavramın sihri karşısında hayranlığa kapılıyor ve inanılmaz bir hızla büyüleniyor. Bu büyü öylesine etkili ki kalkınmayı talep etmeyen, savunmayan, istemeyen “doğal olarak” kalmıyor.

Hakim politik güçlerin yanı sıra çeşitli toplumsal, politik hareketlerin, muhalif sol pratiklerin ya da hakim kuramsal yaklaşımların yanı sıra eleştirel konum alışların dahi kalkınma kavramı etrafında örülmüş böylesi bir büyünün etkisinde kaldığı anlaşılıyor. Öyle ki muhalif analizlerin politika önerileri bile sonuçta onları muhalif oldukları güçlerle işbirliğine yönlendiriyor. 

Hâlbuki Marx’ın belki de en temel katkısı kapitalizmin ve kapitalizme ait kavramların doğal olmadığını, aksine tarihsel ve belirli bir toplumsal üretim tarzına ait olduğunu göstermesidir. Dolayısıyla Marx’ta kavramlar, örneğin kar, ücret, rant vb. gibi, içerikleri itibariyle genel algılayıştan farklıdır. Diğer bir deyişle Marx, genel kabule aykırı olarak, rant ile toprağı, ücret ile emek gücünü özdeşleştirmez, aksine toprağın rant, emek gücünün de ücret ile tanımlanmasına yol açan tarihsel toplumsal bir sistem olarak kapitalizmi sorunsallaştırır. Kalkınma kavramı da benzer biçimde, örneğin rant ve ücretin kapitalist sisteme ait kategoriler olması gibi gerçekte kapitalist sisteme ait bir kategori olarak düşünülmelidir. Bu bugünün toplumsal üretim sisteminin dayattığı bir zorunluluktur ve bu sistemin anlaşılması için de elzemdir. Yani biz günümüzde kalkınmadan bahsedilirken ister istemez kapitalist kalkınmadan yani “toprağın rant olmuş, emek gücünün ücretlenmiş halinden” bahsederiz. Bunun açık edilmesi yukarıda bahsettiğimiz büyüyü bozacaktır. Mehmet Türkay’ın birinci bölümde kalkınma-gelişme üzerine yazıları bu büyüyü bozacak niteliktedir. Bu bağlamda Türkay’ın özellikle modernleşme, ilerleme, gelişme ve kalkınma kavramlarının gerek felsefi kökenleri, gerekse bir araştırma programı olarak devreye sokulmasıyla ilgili yaptığı tartışma, bu kavramların nasıl çoğu zaman yaşanan toplumsal gerçekliğin anlaşılmasını zorlaştırıcı paradigmalar haline gelebildiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yine Türkay’ın ısrarla altını çizdiği bir başka vurgu ise,  özellikle gelişme kuramına alternatif olarak ortaya çıkan ve İkinci Dünya Savası sonrasında birçok muhalif toplumsal hareket üzerinde muazzam etkisi olan “azgelişmişlik” kuramları ve buradan türeyen Üçüncü Dünyacılık tezlerinin, eleştirel bir ekonomi politik çerçevesinden değerlendirilmesi gerekliliğidir. Okuyucu, yazarımızın, özellikle kapitalizmin eşitsiz ve bileşik gelişimi ve kurumsal, ilişkisel ve mekânsal yayılması üzerine yaptığı analizlerle, Üçüncü Dünyacı tezlerin Marksist bir eleştirisini ortaya koyduğu görüşlerini bir bütün olarak bu çalışmada bulabilecektir.

Mehmet Türkay’ın yazıları, uzun yıllar birlikte mesai yürüttükleri Fuat Ercan’ın çalışmaları ile birlikte düşünüldüğünde Türkiye’de eleştirel sosyal bilimler ve muhalif sol dünya açısından, ağacın dallarından çıkan yeni kollar gibidir. Aynı toprak ve kökten beslenen ancak gelişmesini kimi zaman diğer kollarla münakaşa halinde kimi zaman da onlardan faydalanarak farklılaştırabilmiş özgün bir kavrayışın ürünüdür.                 

Türkay’da bu özgünlük özellikle Türkiye kapitalizmi üzerine çalışmalarında kendini göstermektedir. Her şeyden önce sahip olunan Türkiye kapitalizmi perspektifi, kapitalist sistemin yapısal dinamikleri ile coğrafyanın toplumsal-politik, sınıfsal özgünlüğünün iç içe geçmiş haline işaret etmektedir. Bu analiz Türkiye’de kapitalizmin gelişme sürecini dışarıdan belirlenen, “dış dinamiklerin” belirlediği bir süreç olarak okumadığı için emperyalizm merkezli yaklaşımlardan ya da “içerinin” özgünlüğünü fetişleştirerek anlama çabası içine girmediği için devlet merkezli yaklaşımlardan kendini ayırır. Türkiye’de kapitalizmin gelişimi sürecini sınıfsal bir ilişki ve süreç olarak “sermaye birikimi”ni merkeze koyarak anlama-açıklama çabası Türkay’ın bu bağlamdaki çalışmalarının en belirgin özelliği olarak karşımıza çıkar. Diğer yandan sermaye birikimi yaklaşımı, Türkay’ın, Türkiye kapitalizmi ile kalkınma analizlerinin ortak paydasını oluşturmaktadır. Sermaye birikimi kapitalizmin gelişme sürecinin okunabileceği, kapitalist sistem için yapısal bir aks iken özel olarak “kalkınma sorunu” da kapitalist sermaye birikimi sürecinin farklı evrelerinde, bu birikim süreci ile ilişkili olarak anlam kazanan bir kavram-politika olarak ortaya konur. Türkay’ın çalışmalarında ve lisansüstü derslerinde üzerinde özellikle durduğu “Türkiye’de gelişme düşüncesinin evrimi” de, bu çerçevede, sermaye birikimini merkeze koyarak, Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi süreci paralelinde analiz edilir. Örneğin Türkay’ın 1920’ler ve 1930’lu yıllarla ilgili, dönemin önemli fikir akımlarını temsil eden tarihsel kişiliklerden olan Şevket Süreyya Aydemir, Ahmet Ağaoğlu ve Ahmet Hamdi Başar üzerinden yaptığı tartışma, bu alanda zaten çok ender olan çalışmalara, birikim süreci perspektifinden bakılarak yapılan özgün bir katkıyı ifade etmektedir. Burada açıkça ifade etmek gerekir ki, bu konunun yani Türkiye’de gelişme düşüncesinin evriminin, sermaye birikimi perspektifinden yazılması birçok nedenle elzem görünmektedir. Umalım ki Türkay’ın bir sonraki kitap çalışması bu yönde olsun.      

Türkay’ın çalışmalarını önemli ve ayırıcı kılan bir diğer nokta, odaklandığı farklı olgu ve süreçleri, Türkiye’de genel olarak yapıldığının aksine, her bir çalışmasında aynı kuramsal yaklaşım üzerinden açıklama çabasıdır. Bu durum ampirisist ve eklektik çalışmaların çokça yaygın olduğu Türkiye sosyal bilim dünyası için ayrıca önemlidir. Kalkınma ve Türkiye’de kapitalizmin gelişmesine yönelik analizlerinin ortaklaştığı bir zemin olarak sermaye birikimi, Türkay’ın dünya ekonomisi, devlet ve AB’ye dair yaklaşımlarının da arkasında yatan bir çerçeve olarak görünür.

Mehmet Türkay ve uzun yıllar birlikte mesai geçirdikleri Fuat Ercan’ın kalkınma sorunu üzerine odaklanarak başladıkları çalışmaları, bugün kapsamını oldukça genişletmiş ve sosyal bilimlerin bütününü kapsayan bir çerçevede “sermaye birikimi” olarak adlandırabileceğimiz kuramsal yaklaşımın, Türkiye sosyal bilimler dünyası içinde gelişmesine öncülük etmiştir. Birçok genç akademisyen ve lisansüstü öğrencinin yetişmesinde ve bu perspektifi geliştirmeye ve farklı alanlara uygulama çabasında ise onların bilimsel donanımı yanı sıra sahip oldukları insani donanımın taşıdığı önem aşikârdır. Mehmet Türkay, yaklaşık yedi senedir, büyük bir coşkuyla ve artan katılımla süren ve ayrı ayrı ya da birlikte çok sayıda çalışmanın üretildiği Küçükkuyu çalışma grubunun da Fuat Ercan ile birlikte iki mimarından biridir.

Elinizdeki kitap Mehmet Türkay’ın çeşitli yerlerde yayınlanan makale ve konuşmalarından bir derlemeyi içermektedir. Fuat Ercan’ın gizli kışkırtmaları, Özgün Akduran ve Demet Özmen’in incelikli planları ve bizim ısrarımıza ek olarak Sosyal Araştırmalar Vakfı’ndan Serap Hanım’ın sonuç alıcı yaklaşımı bu derlemenin ortaya çıkmasındaki küçük katkılardır. Derlemenin asıl emekçisi açık ki yazarıdır.

Mehmet Türkay’ın, genç akademisyenlerin giderek önemsizleştirildiği bir dönemde, böylesi bir kitabın önsözünün yazılmasını bizden talep etmesinin, onun öğrencileri olarak bizi onurlandırmasının yanı sıra da bir anlam taşıdığı açıktır.

Saygılarımızla.           

Koray Yılmaz - Ümit Akçay

 

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER

Teşekkür .........................................................................................7

Önsöz...............................................................................................9

BİRİNCİ BÖLÜM

KAPİTALİZM, KALKINMA ve AZGELİŞMİŞLİK................13

Gelişme: Felsefi Entelektüel Arka Plan ........................................15

Gelişme: Kavramsal Açıklama.......................................................34

Gelişme Yazınında Değer Sorunu...................................................48

Konjonktürel Bir Kavram Olarak Müdahale ve

Gelişme İktisadı.............................................................................62

Devlet, Ulusal Kalkınma ve Kapitalizmin Dinamikleri..................85

“Üçüncü Dünya” Var mıydı? Ulusal Kalkınma Mümkün mü?.....104

1945’ten 2000’lere Söylem ve Gerçeklik Arasında

“Kalkınma”nın Halleri..................................................................115

İKİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE KAPİTALİZMİ.......................................................129

Türkiye’de Kapitalizmin Gelişme Dinamikleri...........................131

Türkye’de Egemen İdeoloji-Resmi İdeoloji İlişkisine

Bir Yaklaşım.................................................................................181

Türkiye’de Kapitalst Sermaye Birikiminin Uğrakları..................194

Cumhuriyet Aydınlarının Tartışmalarında Devlet-Demokrasi-

Gelişme ve Günümüze Yansıma(ma)ları......................................209

1948 İktisat Kongresi:

“Devletçilik-Liberalizm” Bir İkilem midir?.................................234

Küreselleşme; Değişen Ne?

“Türkiye Üzerine Bir Değerlendirme”.........................................256

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

DÜNYA EKONOMİSİ ve AB ÜZERİNE NOTLAR................277

Dünya Ekonomisini Anlamak......................................................279

Karar Alma Süreçlerinin Özelleştirilmesi,

Eski Aktörler Yeni Hukuk............................................................295

Neoliberalizmden Kalkınmacı Yaklaşıma;

Devletin Sermaye Birikimi Sürecindeki Yeri Üzerine..................319

AB-Türkiye Entegrasyonu...........................................................350

Avrupa Birliği ve Sol....................................................................367

Değişim, AB ve Sol......................................................................375

Kapitalizm ve Savaş.....................................................................380  

ÖN KAPAK

 

ARKA KAPAK