İSTİHDAMIN 2010 YILI GÖRÜNÜMÜ: EMEK PİYASASI YENİDEN BİÇİMLENİYOR

Hazırlayan Ali E. BİLGİN

İşsizler ordusunun 5 milyona ulaşması (kuşkusuz bu sürece çalışma süresinin artışı, ücretlerin reel düşüşü, çalışma yoğunluğunun artışı eşlik etti) emekçilerin kendi taleplerini kriz koşullarında kabul ettiremediğini ortaya koydu. Bu noktada emekçilerin en örgütlü kesimini oluşturan sendikaların 16 milyona ulaşan toplam emekçi kitlesine önderlik yapamadığını da belirtmek gerekir. Kriz sürecinde sermaye AKP eliyle kendi programını hayata geçirdi ve emekçi kitlelere kabul ettirmiş oldu. 2010 yılında esnek istihdamın yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemelerin gündeme getirilmesi tesadüf değildir. 

Önümüzdeki dönemde yaklaşık 3 milyon 200 bini kentlerde bulunan toplam 5 milyonu aşkın işsiz stoku azaltılmadan veya etkin sosyal yardımlarla emek piyasasından çekilmesi sağlanmadan emekçi hareketinin kendi taleplerini uygulamaya koyma imkânı son derece zayıf olacaktır.

1- İşsiz sayısında ilk kez 5 milyon eşiği aşıldı

2010 yıllık işsizlik ve istihdam verilerinin açıklanması, 2008-2009 kriz dönemine ilişkin daha kapsamlı bir analiz yapılmasına imkân veriyor. Buna göre kriz dönemi işsizler ordusuna 860 bin yeni işsizi eklemiş bulunuyor.

2001 ekonomik çöküşünden sonra Türkiye 2008 sonunda, küresel ekonomideki resesyonun etkisiyle yeniden ekonomik krize girmiş, ekonomideki gerileme 2009 yılı boyunca sürmüştü. 2010 başından itibaren ekonomi yeniden toparlanmaya başladı ve ekonomi krizden çıktı. Sanayi üretimindeki artış, yatırımlardaki genişleme, yeni kurulan şirket sayısındaki yükseliş ve katma değerdeki büyüme 2008-2009 krizinden çıkılmış olduğuna işaret ediyor. Şirketlerin ve bankaların satış hasılatları da krizden önceki dönemin üzerinde seyrediyor. 12 aylık bilanço karları henüz açıklanmadıysa da 6 aylık ve 9 aylık bilançolar kar hacminde belirgin artış olduğunu ortaya koymuştu.

Fakat her kriz döneminden sonra olduğu gibi, istihdam ekonomideki bu genişlemeyi takip etmedi. Kriz dönemi işsizler ordusuna 860 bin yeni emekçi ilave etti. Böylece 2008-2009 kriz dönemi öncesinde 4 milyon 385 bin olan ‘gerçek işsiz sayısı’ 5 milyon 125 bine yükseldi. İşsizlik oranı da kriz öncesinde ortalama yüzde 17,3 iken 2008-2009’da yüzde 19’a yükseldi ve kriz sonrası 2010’da yüzde 18,5 seviyesine indi.

 

Kriz dönemlerine göre gerçek işsiz sayısı

 

Gerçek işsiz sayısı

(bin kişi)

94 krizi öncesi

1.980

94 kriz yılı

2.185

94 krizi sonrası

2.100

99-2001 kriz yılları

3.120

2001 krizi sonrası

4.265

2008-2009 kriz yılları

5.193

2010

5.125

 

Hiç kuşkusuz, bu sonuçlar, kapitalist sermaye birikiminin evrensel yasalarının, ciddi bir engelle (karşıt eğilimler; işçi hareketinin ve sendikal hareketin kitlesel mücadelesinin oluşturduğu direnç) karşılaşmadan işlemekte olduğunu ortaya koyuyor.

Emek piyasasındaki bu muazzam işsiz stoku, işçi mücadelesinin her düzeyde (fabrika, sektör, sendika) cereyan edecek yükselişi önünde en önemli engeli oluşturmakta. Greve çıkan veya başka mücadele biçimleri geliştiren işçilerin başarısının önündeki en önemli engel işte bu muazzam yedek-işgücü ordusu.

Emek sürecinin en önemli 4 unsurunu oluşturan ağır tempolu, uzun süreli, düşük ücretli ve sigorta güvencesinden yoksun çalışma koşullarını kabul etmeyen ‘beyaz yakalı’ veya ‘mavi yakalı’ çalışanın bu 5 milyona ulaşan yedek işgücü stoku içinde çok sayıda alternatifi var. İşten çıkartılan işçinin yerine yenisi, çok kısa sürede ve daha kötü koşullarda ikame ediliyor.

2-Diğer eğilimler

Kriz sonrasında emek piyasası (ve emek sürecinde)  belirgin hale gelen üç eğilim var. Bu eğilimlerin kriz sonrasında da işleyeceğini ve emek piyasasının yeniden-biçimlenmesinde etkili olacaklarını öngörüyoruz. Bu üç eğilim şöyle:

2.1- Emek piyasasına dahil olanların sayısı belirgin biçimde artıyor

Krizden önceki dönemlerde çalışabilir yaş ve fizik koşullara sahip olduğu halde kriz döneminden önce işgücünü arz etmeyen veya arz etme ihtiyacı duymayan emekçilerden 1 milyon 320 bini kriz döneminde ilk kez emek piyasasına dahil oldu. Böylece İşgücüne Katılma Oranı kriz öncesinde yüzde 46,4 iken kriz sonrasında 48,9’a yükseldi.

2.2- Kadın işgücü mutlak ve nispi olarak artıyor

Kadın işgücünün kriz döneminde iş bulmak için emek piyasasına daha fazla dahil olduğu görülüyor. Kriz döneminde emek piyasasına ilk kez dahil olan 1 milyon 320 bin kişinin yaklaşık 1 milyon 120 bini kadınlardan geriye kalan yaklaşık 200 bini erkeklerden oluştu. Bunun sonucunda kadınların işgücüne katılma oranı kriz öncesinde yüzde 23,5 iken yüzde 26,7’ye yükseldi.

Bu maddi olgular emek kapitalist sermaye birikimi yasasının yerleşik toplumsal değerleri alt üst ederek, daha vasıfsız, daha deneyimsiz, daha ezilen kesimleri işgücü piyasasına dahil ettiği gerçeğini doğruluyor. AKP kadınları evin içine, ev kadınlığına mahkum etti gibi iddiaların safsata olduğunu kanıtlıyor. Ne AKP’nin  ne de diğer burjuva partilerinin kapitalizmin evrensel yasalarından, daha güçlü yasalar oluşturması eşyanın tabiatına aykırı bir durum olacaktır.

2.3-Vasıflı işgücünün emek piyasasında nispi olarak büyümesi

Fakülte ve yüksekokul mezunu olan işgücünün gerek istihdam gerekse işsizler içindeki payı nispi olarak artıyor. İşgücünün tahsil seviyesini vasıf düzeyinin kriteri olarak dikkate alırsak, bu veriyi vasıflı işgücünün payının artışı olarak dikkate alabiliriz.

Kriz öncesi dönemde işgücü içindeki payı yüzde 12,5 olan yüksek okul mezunları kriz sonrasında toplam işgücünün yüzde 16'sını oluşturdu. Bu kesim dışındaki kalan eğitim seviyesine sahip işgücünün payı ise kriz öncesine göre azaldı. Bu eğilim tahsilli işgücünün  tahsili düşük işgücünün yerini aldığı (ikame ettiği) sürece daha kolay iş bulabileceğini, vasıflı işgücünün vasıfsız işlerde istihdam edilebileceğine işaret ediyor.